17 Ağu 2010

Yaratıcıya olan isyan ya da şükür


Aşkı,sevgiyi güçlü ve uzun kılan başka bir his var;merhamet!.Sevgi,merhameti barındırır.Kendimizden önce karşımızdakini düşünürüz.Onun üzülmesinden korkarız ve onu incitmemek için çaba harcarız.Yaşadıklarımıza özen gösterir ve ancak o zaman yaşananlar bir ilişki olur.

 

Emek vermekle,özen göstermekle, yaşananları süslemekle olur ilişki.Kısacası özen gösterilen ilişki derin bir bağlanma sağlar.Ne sevgi yeter tek başına ne de aşk.Bunlar sadece ilişkinin başlaması için gereken unsurların bazılarıdır.

 

Kendinizi asla önemsiz hissetmeyin.Çevreniz için değil önce kendiniz için birşeyler yapın.Biz sadece insan olduğumuz için bile çok önemliyiz.Yaratıldığımıza göre,şartlarımız,yaşadıklarımız ne olursa olsun nefes aldığımıza göre,demek ki Yaratıcı hala bizden birşeyler bekliyor.Demek ki hala bu dünyaya verecek birşeylerimiz var.

 

Varlığımızla,başardıklarımızla çok gururlanmamız gerektiği gibi,sahip olduklarımızı kaybettiğimizde ,felaketlerle karşılaştığımızda da isyan etmemeliyiz.Çünkü sahip olduğumuz herşey aslında sadece bu dünyaya ait.

 

Agness Heller’ın sözü “Ahlak,varlığa özen göstermektir.Yani iyi bir ilişkimize ve karşımızdakine özen göstermektir.Özen göstermek çok güzeldir.Varlığımıza,hayatımıza ,ilişkilerimize hayatımızdaki insanlara,sahip olduğumuz herşeye özen göstermeliyiz.

 

 

 

Hayatta neden bu kadar çok acı var? Sorusunun cevabını işin içine Yaratıcıyı katmadan bulamıyoruz.Farkında olmadan en çok serzenişte bulunulan hatta isyan edilen de aslında Yaratıcı.”Bana bu hayatı neden verdin,bunları bana neden reva gördün?”.Babam kalp krizi geçirirken neredeydin?,neden ölümünü engellemedin ya da bunca insan varken neden ben.”Bu soruların muhatabı hep Yaratıcı.İşte buradan yola çıkarak diyebiliriz ki,bir çok psikolojik bozukluğun başlangıcı bu isyan.Terapilerin teorileri tükendi.Artık bilim bazı sorulara cevap veremez oldu.Ve Amerika başta olmak üzere terapilerde daha mistik metodlar kullanmaya başlandı.”Kabullenme ve devam etme.” denilen bir metod geliştirildi.Buradaki kabullenme bizim kültürmüzde rıza göstermek olarak var zaten.

 

Bu insan olmayı kolaylaştıran,insan olmanın yükünü hafifleten ve insanı ,hayatını zorlaştıran,isyandan kurtaran bir yaklaşım.Buraya ulaşmak insanları inanılmaz rahatlatır.İnsanlara,yaşadıklarına ve olaylara yukarıdan bakmayı öğretir.

 

Bu dünyada acısızlık diye bir şey yok.Hayata zirve noktasından bakan peygamberler de çok acılar çekmiş.Yaratıcıya mutlak bağlılık bile acılarımızı sıfırlamaz Hiç kimse bu dünyadan acı çekmeden ayrılamaz.Çünkü Yaratıcı bu dünyayı böyle kurgulamış.Mesele acıları taşıyabilmek ya da taşıyamamak .Acıları taşımaz hale getiren bizim isyanımız.Kabullenmek ,tahammül gücümüzü de arttırır ve acılarımızı,dolayısıyla hayatı katlanılabilir hale getirir.Yaratıcının bize vaad ettiği mutlak huzur,-erişebilirsek eğer-cennette.Bu dünyada katlanmayı öğrenmeliyiz.

 

Kabullenememe hali,çekilen acıyı katlayan bir unsur.Herkesin içinde bir benlik duygusu var.Ve bu onlarda hep övülme,değer görme,önemsenme ihtiyacını doğuruyor.Ve maalesef bu duygularına karşılık bulamadıklarında,yani etraflarından bekledikleri iltifat ve alakayı göremediklerinde  depresyona giriyorlar.Özünde yatan da bu değersizlik hissi.Biyolojik durumlarda bile bu kabullenme becerisi tedaviyi kolaylaştırıyor.Bir nev’i kadere razı olma durumu.

 

Mustafa Ulusoy’un,Türkiye Gazetesi’ndeki Betül Altınbaşak’la olan bir Pazar röportajından yapmış olduğum bu alıntı aslında tevekkül kavramının oldukça hoş bir özeti.Yaratıcı’nın sonsuz merhametinin  yansımalarını bu dünyada bizlere hep bir vesileyle göstermesine verdiğimiz tepkiler tevekkül olgusunu nasıl algıladığımıza bağlı olarak, kendisini yukarıda çok güzel ifade edilen Yaratıcıya olan isyan ya da şükür olarak göstermekte.


Sözün Özü:

Dünya zevkleri,acıdan başka hiç bir şey doğurmaz.
                                                Honore de BALZAC


Öğrenmenin de maliyeti vardır.

Önceden öğrenenler indirimli öğrenirler;

Otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir;

Hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir;

Hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler.

                                                                                              Arthur Miller


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder