Mesleki deformasyon , o mesleği ifa etmezken dahi,etrafınızda o meslekle ilgili unsurları görmek.Yani mesleğinizin tüm algı dünyanızı elinize geçirmesinden kaynaklanan deformasyon.Marlx'a göre,özellikle vasıfsız işçilerin, otomasyonun da gelişimiyle kullandıkları makinenin bir parçası haline gelmesi.İnsanın, makineyi kullanan özne olmaktan makinenin kullandığı nesneler haline dönüşmesi.Bu durum da insanın yabancılaşmasına neden olur.
Çalışma ve iş dünyası,insanın kendini ifade edebileceği çok temel bir alan.Çalışmayı kendi iradenizle yapmaktan çıkmışsanız; yani siz işi götürmüyorsanız, iş sizi götürüyorsa kendinizi ifade etmek ve kendinizi gerçekleştirmek için çok önemli bir kayba uğramışsınız demektir.
Yabancılaşma, mekanik işler yapan işçiler için mesai saatlerinde geçerli.Günümüzde yöneticilere baktığımızda içinde bulundukları sistemin,onları kendilerine yabancılaştırdığını söyleyebiliriz.Çünkü ulaşmak istedikleri hedefler için atmak zorunda oldukları adımlar,hayatlarının bütününü kapsıyor.İçinde bulunduğunuz sistemin parçası haline gelmeye başladığınız,alınan kararlar üzerinde inisiyatifinizin olmadığı,işin manasıyla ilişkinizin kalmadığını hissettiğiniz tüm işler , bu çerçeveye giriyor.Kendimizi gerçekleştirmek için çok önemli bir araç olan çalışma,artık bizim elimizde değildir,biz çalışmanın insanı haline dönüşmüşüzdür.
Yabancılaşmaktan koruyabilecek olan, insanın neyi neden yaptığını belirlemesi.Bir kurumun strateji ve hedeflerinin çalışanlarla paylaşılması,yöneticilerin kendi adımlarının o hedefle ne kadar ilişki içinde olduğunu görebilmesi çok önemli.
Giderek dünyada da yaygınlaşan,iş-hayat dengesi yaklaşımı önemli bir korunma yöntemi.Bu gittikçe zorlaşıyor, çünkü teknoloji ve iletişimin sağladığı "imkanlar" işimizi bir çok yerde yapabilmemizi sağlıyor.Bununla birlikte özgürleşemiyoruz da. İşimiz,hayatımızdan daha fazla pay almaya başlıyor.İş,zaman ve mekan kısıtlamalarını yıkıp hayatımızın içine giriyor.Bu durumdan korunmak için önce farkına varmak gerekli.
İnsanın kendindeki yabancılaşma ve deformasyonun farkına varması çok güç , çünkü zaten kendine yabancılaşmış durumda.
Yukarıdaki makale 2-3 yıl öncesi Sn.Ecmel Ayral'la yapılan bir söyleşiden alıntı olup bugüne geldiğimizde bu deformasyonun ve yabancılaşmanın daha da hızlandığı kanaatindeyim.
İnsanın en başından beri kendi yetenekleri doğrultusunda bir eğitim ortamından geçemediği günümüzde, eğitim sistemimizin de tek tip düşünce kalıplarından kendini kurtaramadığı, farklılıkların zenginlik olduğunu idrak edemediğine şahit olmaktayız. Son yıllarda sistem üzerinde devamlı oynamaların iyiye işaret olduğu kanaatindeyim. En son meslek liselerine yapılan başvuruların sayısındaki çok hızlı artış sevindirici.
İnsanın kendi seçimleri yapabilmesi ve bu seçimlerinin sorumluluklarını üstlenebildiği ölçüde bir "özgürleşmeden" bahsedebiliriz. Bu seçimin de tabii bedeli var her şeyde olduğu gibi. Çok değerli A.Şerif İzgören hocamızın ifade ettiği "Bedava peynirin sadece fare kapanında olduğu" gerçeğini unutmadan insanın iş ve aile hayatında bir dengenin oluşmasına yönelik bir hayat biçimi sürme gayretinde olamnın sağlıklı ve gelişmiş bir toplumun önemli göstergelerinden birisi olduğunu ifade etmek istiyorum son söz olarak.
Sözün Özü: Seçmek,seçmediğini kaybetmeyi göze almaktır. Andre Gide
Deformasyon: Biçimi bozulma,biçimsizleşme (tdk)Kaynak: Dr. Ecmel Ayral / Bilgi Üniv.Öğr.Üyesi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder