2 Eyl 2010

Çorbanın Tuzu - Peynirimi Kim Kaptı? - 1

Bir zamanlar çok uzaklarda bir yerde,karınlarını doyurmak ve mutlu olmak için peynir arayarak labirentte koşuşturup duran dört küçük karakter varmış.

 

Farelerin adı Koklarca ve Koşarca imiş.Fareler kadar küçük olan,bununla birlikte günümüz insanları gibi davranan insancıkların adları ise Mırın ve Kırın’mış.

 

Bunlar çok küçük oldukları için,ne yaptıklarını görmek çok zormuş.Ama iyice yaklaşıp baktığınızda göreceğiniz şeyler sizi şaşırtabilirmiş.

 

Fareler ve insancıklar tüm zamanlarını labirentte kendi özel peynirlerini arayarak geçiriyorlarmış.

 

Basit kemirgen beyinlere ama güçlü içgüdülere sahip fareler,bütün fareler gibi sert ve delikli peynirlerini arıyorlarmış.

 

Pek çok inançla dolu beyinlerini kullanan Mırın ve Kırın adlı insancıklar ise kendilerini mutlu ve başarılı kılacağına inandıkları, büyük P ile başlayan çok farklı peynirlerini aramaktalarmış.

 

Farelerle  insancıklar birbirlerinden çok farklılarmış ama bir tek ortak özellikleri varmış.Her sabah eşofmanlarını ve koşu ayakkabılarını giyiyor,evlerinden çıkıp labirentte peynirlerini aramaya gidiyorlarmış.

 

Labirent koridorlardan ve odalardan oluşuyormuş.Bunlardan bazılarında çok güzel peynirler varmış.Bunun yanında hiçbir yere açılmayan karanlık köşeler,çıkmaz yollar  da bulunuyormuş.Burada kaybolmak işten bile değilmiş.Bununla birlikte yolunu bulabilenler için,labirent güzelliklerle dolu,mutlu bir yaşam sürmeyi sağlayacak sırlarla doluymuş.

 

Koklarca ve Koşarca   adlı fareler peyniri bulmak için basit bir yöntem olan deneme yanılma yöntemini kullanıyormuş.Bir koridorun sonuna kadar koşuyorlar,bir şey bulamayınca dönüp bir başkasına giriyorlarmış.

 

Koklarca  kocaman burnunun yardımıyla koku alarak,yönü aşağı yukarı tayin ediyormuş. Koşarca  da hemen o yöne doğru koşmaya başlıyormuş.Sizin de tahmin edeceğiniz gibi kayboluyorlar,yanlış yollara giriyorlar ve duvarlara çarpıyorlarmış.Bir süre sonra tekrar yollarını buluyorlarmış.

 

Fareler gibi, Mırın ve Kırın adlı insancıklar da düşünme yeteneklerini ve geçmiş deneyimlerinden edindikleri bilgileri kullanıyorlarmış.Peynir’i bulma konusunda daha sofistike* yöntemler geliştirmek için karmaşık beyinlerini kullanıyorlarmış.

 

Bazen başarılı oluyorlar bazen de güçlü insani inanç ve duyguları labirentteki yaşamı daha karmaşık ve zorlu hale getiriyormuş.

 

Sonunda hepsi kendi yollarıyla aradıkları şeyi keşfetmişler.Bir gün bir koridorun sonunda,P Peynir İstasyonu ‘nda aradıkları türde peyniri bulmuşlar.

 

Ondan sonra her sabah,fareler ve insancıklar,koşu ayakkabılarını giyip P Peynir İstasyonu ‘na koşmuşlar.Çok geçmeden de kendi rutinlerini tutturmuşlar.

 

Koklarca ve Koşarca   her sabah erkenden uyanıp labirentte,hep aynı şekilde koşmaya devam etmişler.Son duraklarına vardıklarında koşu ayakkabılarını çıkarıyor,bağcıklarından bağlayıp boyunlarına asıyorlarmış.Böylece ihtiyaç duyduklarında bunlara hemen ulaşabiliyorlarmış çünkü.Sonra da peynirin tadını çıkarıyorlarmış.

 

Başlangıçta Mırın ve Kırın  da P Peynir İstasyonu ‘na koşup kendilerini bekleyen yeni peynirlerin tadına bakıyorlarmış.Bir süre sonra insancıklar yeni bir sistem benimsemişler.

 

Her sabah biraz daha geç uyanmışlar,daha yavaş giyinmişler ve P Peynir İstasyonu’na yürümüşler.Nasıl olsa Peynir’in nerede olduğunu ve ona nasıl ulaşacaklarını biliyorlarmış artık.Bu yüzden acele etmiyorlarmış.

 

Peynir’in nereden geldiği,bu Peynir’i oraya kimin koyduğu konusunda hiçbir fikirleri yokmuş.Orada olduğunu biliyorlarmış sadece.

 

P Peynir İstasyonu’na varır varmaz hemen yerleşiveriyor,kendilerini evlerinde hissediyorlarmış adeta.Eşofmanlarını ve koşu ayakkabılarını çıkarıyor,terliklerini giyiyorlarmış. Peynir’i buldukları için çok rahatlarmış.

 

“Ne güzel!” diyormuş Mırın. “Burada bize sonsuza kadar yetecek Peynir var.” İnsancıklar kendilerini mutlu ve başarılı hissediyorlar, güvende olduklarını düşünüyorlarmış.

 

Çok geçmeden, Mırın ve Kırın    P Peynir İstasyonu’nda buldukları Peynir’i kendi peynirleri olarak görmeye başlamışlar.Burası öyle büyük bir Peynir kaynağıymış ki bir süre sonra evlerini de buranın yakınına taşımışlar ve bunun çevresinde bir sosyal yaşam kurmuşlar.

 

Kendilerini daha da fazla evlerinde hissedebilmek için,duvarlara, Peynir ‘le ilgili,baktıkça gülümsemelerine yol açan deyişler ve Peynir resimleri asmışlar.Birinde şöyle diyormuş:

 

        PEYNİRE SAHİP OLDUĞUNU BİLMEK MUTLULUK VERİCİDİR”

 

devam edecek…………….


-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder