20 Eyl 2010

MSG NEDİR?...

İnsan ne yerse odur. sözünden hareketle ağzımızdan geçmesine izin verdiğimiz gıda maddelerinin en doğal halinde olabilmesi şu gelinen noktada giderek zorlaşmakta.

Bu konuda bir hassasiyet duyuyorsanız iki önemli kitap tavsiyem olacaktır.

1-Gerçek Tıp - Dr.Aidin Salih  (www.gercektip.com)
2- Deccal Tabakta - Kemal Özer - Hayy Kitap





Sevgili arkdaşlar, ben Knorr un hazır çorbalarının üzerinde"hiç bir koruyucu madde içermez" yazıyor diye  alıyordum.Özellikle son çıkardıkları çorbalar çok kolay yapılıyordu ve gerçekten de çok lezzetli oluyordu.Bu  maili okuduktan sonra hemen mutfağa gidip  Knorr çorba paketlerinin içeriğine baktım.Maalesef içeriğinde MGS denilen madde var.Utanmadan Sağlık Bakanlığı'da bunu onaylayıp  "Türk Gıda Koteksi'ne uygundur"izni veriyor.Şimdi anlıyorum ki ince bir çizgiye dikkat etmek gerekiyor.Şöyle ki "hiçbir katkı maddesi yoktur" la" hiçbir koruyucu madde içermez"dikkat etmediğimiz ama çok önemle dikkat etmemiz gereken iki ayrı ama önemli bilgi..Sizlerle paylaşmak istedim...

 

 MSG NEDİR?...


halimvural
biyolog
il halk sağlığı lab.
müdür yardımcısı
                     SİVAS
tel;   0346 2253514
faks;0346 2245125
cep; 0533 6581415

 

 

Bu msg denen illeti piyasalarda, daha masum bir ifade tarzı olsun diye ÇIN TUZU adıyla satıyorlar.
Piyasada bazı dönerciler de bunu kullanıyorlar.
O kadar lezzetli oluyor ki, bir döner yiyecegine 2-3 döner yiyesin geliyor.
Ayrıca ithal olarak gelen BUTUN GIDA MADDELERİNDE BU MSG VAR (Peyniri,eti,konservesi vs vs.)

MSG NEDİR?...

MSG adında bir yiyecek katkı maddesi var.

MONO SODYUM GLUTAMAT

Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel

Olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.

Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda

üreticil erinin bir çoğu MSG'yi karlı olduğu için kullanıyorlar.

MSG ZARARLI MI ?

Buna okuduktan sonra siz karar verin.

 Bu madde Nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir
sistemi tahribatı ve

buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SARA

(Epilepsi)

Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı) Yağ birikimi, doymamekanizmasında bozukluk,

obezite. Büyüme hormonu baskılanması. Pankreas hasarı, insülinde
artış, ve buna bağlı diyabet.

Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar. Bu madde hamilelerde plasenta

bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz
kalıyor.

Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği

CİPS'lerde çok kullanılmakta. Hazır köfte harçları, Et suyu

tabletleri, Hazır çorbalar, Dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir
çok üründe var.

Şimdi diyeceksiniz ki, Madem bunca zararı var, nede n kullanıyorlar?.

Küreselleşen dünyada, ticaret de küreselleşti. Küresel ticaret devleri
insaf, merhamet

gibi duygularla asla çalışmaz. Onların amacı çok kar etmek, çok daha
büyümektir.

Bu mamuller, al benisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunulur.

Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça rastlarsınız.

Sadece maddesel tadıyla de ğ il, görsel yollar ile de beyinlerimize kazınır
adeta.

Basit bir hesap yaparsak, ucuz zannedilen bu ürünleri çok pahalıya

tükettiğimizi görürüz.

Mesela Cips. Semt pazarlarında 3 kg . patatesi 1 TL ye alabilirsiniz. Oysa
ki 50 gram CİPS 1 liradır.

Yani  1 kg . Cipsi, 20 ytl.den tükettiğimizin farkında bile değiliz.

Olumsuz etkileri de cabası. bu mamu ll eri üretenler !....

Kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. Onların gıdaları organik ve
doğaldır.

Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi,

burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var mı?

Ben henüz rastlamadım.

Gelelim genel sağlık boyutuna;

Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk y aşta diyaliz cihazına
bağlı yaşamaya mahkum edilenler,

çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar, asabi

çocuklar,

9-10 yaşında buluğ çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli
doğanlar ve bu sayının

ülke nüfusunun % 12'sine çıkması ve benzerleri.

Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar. Hastalıkları

üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler.

Bu da madalyonun diğer karlı yüzüdür. Karbondioksitli meşrubatlardan,
sakıncalı hazır gıdalara varana

kadar bir çok yerde çeşitli uyarılar yazıldı, çizildi. Durumun

ciddiyetini anlayabilenimiz var mı?

Bu sorunun cevabı, tüketim miktarıdır.

Şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım, genel kültür alanında
yetersiz kaldığından,

yeni nesiller tehlikenin farkında değildirler.

Emperyalist devletler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli
olmasını istemezler.

Onlar için önemli olan kendi halkları ve elde edeceği yeni sömürü
kaynaklarıdır.

Her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ile kuraklık

tehlikesi  yaklaşan bir dünyada,

Küresel güç olan emperyalist devletlerin acımasızlığının arttığı bir dünyada,

Dengelerin ve haritaların değiştirilmek istendiği bir dünyada
yaşadığımızı asla unutmamalıyız.

Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşadığımızı da asla unutmamalıyız.

Gelin bu güzelim yurdumuza hep beraber sahip çıkalım.

YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN !.....

 

 

 

 

 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder