Kırın başını uzatıp,endişeyle labirente bakmış.Böyle peynirsiz kalmaya nasıl razı olabildiğini düşünmüş.
O zamana dek hep labirentte başka Peynir olmayabileceğine, ya da kendisinin Peynir ‘i bulamayabileceğine inanmış.Bu korku dolu düşünceler onu hareketsizleştirmiş ve neredeyse öldürüyormuş.
Kırın gülümsemiş.Mırın ‘nın şu soruyu sorduğunu biliyormuş:”Peynirimi Kim Kaptı?” Oysa kendisinin sorduğu soru farklıymış:”Neden daha önce davranıp Peynir’i kapmadım sanki?”
Labirentte yola çıktığında dönüp geldiği yere bakmış ve oranın ne kadar rahat olduğunu düşünmüş.Evet,orada Peynir yokmuş,ama bir şeyler onu çok iyi tanıdığı o yere çekiyormuş.
Bir an labirente girmek isteyip istemediğinden emin olamamış.Önündeki duvara bir söz yazmış ve birkaç dakika sözü düşünmüş;
“KORKMASAYDIN NE YAPARDIN?”
Korkunun bazen iyi olduğunu biliyormuş.Bir şeyler yapmazsanız her şeyin daha kötüye gideceğinden korktuğunuzda,bu sizi harekete geçirir.Ama hiçbir şey yapamayacak kadar korkmak iyi değildir.
Kırın , sağına,labirentin daha önce hiç görmediği tarafına bakmış ve korkmuş. Sonra derin bir soluk almış,labirente girmiş ve bilinmeyen bir yere doğru ağır ağır koşmuş.
Yolunu bulmaya çalışırken bir an “Acaba P Peynir İstasyonu ‘ nda çok mu bekledim?” diye endişelenmiş.Uzun süredir Peynir bulamadığı için çok zayıf düşmüş.Labirentte dolaşırken her zamankinden daha fazla zorlanıyormuş.Bundan sonra eline fırsat geçtiğinde değişime daha çabuk adapte olacağına dair kendine söz vermiş.Bu her şeyi kolaylaştıracakmış çünkü.
Güçlükle gülümsemiş:”Geç olması hiç olmamasından daha iyidir.”
Bundan sonraki birkaç gün boyunca Kırın orada burada küçük Peynir ‘ler bulmuş,ama bunlar hemen bitiyormuş.Kırın eve götürebileceği ve Mırın ‘ı labirentte Peynir aramaya çıkmaya ikna edebileceği kadar büyük bir Peynir bulmayı umuyormuş.
Ama henüz buna tam olarak güvenemiyormuş.Labirentin kafa karıştırıcı bir yer olduğunu kabul ediyormuş.Oraya son gidişinden beri çok şey değişmiş üstelik.
Tam ilerlemeye başladığını düşünürken,koridorlarda kayboluyormuş.İki ileri bir geri yürüyormuş adeta.Zorlandığı doğruymuş,ama yine de labirentte Peynir aramak onun korktuğu kadar da kötü değilmiş.
Zaman ilerledikçe Yeni Peynir bulma umudunun gerçekçi olup olmadığını düşünmeye başlamış.”Çok mu büyük lokma yemeye kalkıştım acaba?” demiş kendi kendine.Sonra da gülmüş,yiyecek bir lokması bile yokmuş ki büyük olsun!
Ne zaman cesaretini kaybetmeye başlasa,kendisine,yaptığı şeyin bir parça Peynir bulamadan yaşamaktan çok daha iyi olduğunu hatırlatmış.Kontrol onun elindeymiş çünkü durup,başına gelecekleri beklemek zorunda değilmiş.
Üstelik Koklarca ve Koşarca bunu yapabiliyorlarsa kendisi de yapabilirmiş.
Sonra geçmişe dönüp şöyle bir düşünmüş ve P Peynir İstasyonu ‘ndaki Peynir ‘in o zamana dek düşündükleri gibi bir gecede yok olmadığını anlamış.Peynir azar azar kaybolmuş,geri kalan da bayatlamış.Tadı eskisi gibi değilmiş artık.
Hatta Peynir küflenmiş bile olabilirmiş.Kırın bir şeyi kabul etmeliymiş:Eğer isteseymiş,başlarına gelecekleri görebilirmiş,ama görmemiş.
Kırın , olanları gözlemlemesi ve değişime hazırlıklı olması halinde bu değişimin onu sarsmayacağını anlamış. Belki de Koklarca ve Koşarca ‘nın yaptığı buymuş.
Bir an durmuş ve duvara şunları yazmış:
“PEYNİRİ SIK SIK KOKLA Kİ BAYATLADIĞINI ANLAYABİLESİN.”
devam edecek.........
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder