2 Eyl 2010

Çorbanın Tuzu - Peynirimi Kim Kaptı? - 4


Y Peynir İstasyonu ‘na girdiklerinde gözleri sevinçle parlamış.Aradıklarını bulmuşlardı:büyük bir Peynir  kaynağı!

 

Gözlerine inanamıyorlarmış.Daha önce hiçbir fare bu kadar çok peyniri bir arada görmemiş.

 

Bu arada, Mırın ve Kırın  hâlâ durum değerlendirmesi yapmakla meşgullermiş.Artık hiç Peynirleri  olmadığı için çaresizlermiş.Giderek daha fazla öfkeleniyorlar,içinde bulundukları durumdan ötürü birbirlerini suçluyorlarmış.

 

Kırın , fare dostları Koklarca ve Koşarca’yı düşünmüş ve onların peynir bulup bulamadıklarını merak etmiş.Ellerinde hiçbir bilgi olmaksızın,labirentte koşuşturup duruken çok zorlandıklarını düşünüyormuş.Yine de bu durumun uzun süre devam etmeyeceğini de biliyormuş.

 

Bazen onların Yeni Peynir bulduklarını ve bunun tadını çıkardıklarını hayal ediyormuş.Yeni Peynir bulmak için labirentte keşif gezisine çıkmanın kendisine ne kadar iyi geleceğini düşünüyormuş.Neredeyse Peynir’in tadını hissediyormuş.

 

Yeni Peynir ‘i gözünde ne kadar net canlandırırsa, P Peynir İstasyonu ‘ndan çıkmayı o kadar çok istiyormuş.

 

“Hadi gidelim!”demiş birden.

 

“Hayır,”diye karşılık vermiş Mırın hemen.”Burayı seviyorum.Çok rahatım.Üstelik dışarısı çok tehlikeli.”

 

“Hayır,değil,”diye itiraz etmiş Kırın. “Daha önce labirentin pek çok yerini dolaştık.Yine yapabiliriz.”

 

“Bunun için çok yaşlandım,”demiş Mırın. “Hem yolumu kaybedip aptal durumuna düşmek istemiyorum.Sen istiyor musun?”

 

Bu sözler üzerine Kırın’ın başarısız olma korkusu yeniden canlanmış ve Yeni Peynir bulma umudu iyice azalmış.

 

Böylece insancıklar her gün aynı şeyi yapmaya devam etmişler. P Peynir İstasyonu ‘na gitmişler.Peynir bulamamışlar,eve dönmüşler ve endişeleriyle korkularını da beraberlerinde götürmüşler.

 

Olup bitenleri kabul etmek istemiyorlarmış.Gözlerine uyku girmiyormuş.Ertesi gün daha az enerjileri oluyormuş.Bu da onları daha da gergin ve huzursuz yapıyormuş.

 

Evleri artık beslenme yerleri değilmiş.Geceleri kâbuslar görüyorlar,bir daha asla Yeni Peynir bulamayacaklarını görüp korkuyla uyanıyorlarmış.

 

Yine de her gün P Peynir İstasyonu’ na gidip orada bekliyorlarmış.

 

Mırın, “Biliyor musun,daha sıkı çalışırsak aslında hiçbir şeyin düşündüğümüz kadar büyük bir değişikliğe uğramadığını görebiliriz.Bence Peynir YAKINLARDA BİR YERDE.Belki de duvarın arkasına gizlenmiştir,”demiş.

 

Ertesi gün yanlarına alet almışlar.Mırın , keskiyi tutarken,Kırın da çekiçle vurmuş.Sonunda duvarda bir delik açmışlar.Ancak içeri baktıklarında Peynir ‘in orada da olmadığını görmüşler.

 

Düş kırıklığına uğramışlar,ama sorunu çözebileceklerine inanıyorlarmış.İşe daha erken başlamışlar orada daha fazla kalmışlar ve daha sıkı çalışmışlar.Ne yazık ki duvarda koca bir delikten başka hiçbir şey elde edememişler.

 

Kırın ,  hareketle üretkenlik arasındaki farkı görmeye başlamış.

 

“Belki de,” demiş Mırın , “burada oturup neler olacağını görmeliyiz.Er ya da geç Peynir ‘imizi geri getirecekler ne de olsa.”

 

Kırın buna inanmak istiyormuş.Bu yüzden Mırın’la birlikte evle P Peynir İstasyonu arasında mekik dokumaya devam etmiş.Fakat Peynir’den ses seda yokmuş.

 

İnsancıklar açlık ve stres yüzünden giderek güçsüz düşüyorlarmış.Kırın kendi kendine gülmeye başlamış.”Bana bak Kırın !”demiş kendi kendine.”Sürekli aynı şeyleri yapıyorsun,sonra da neden hiçbir şey düzelmiyor diye soruyorsun.Düzelse saçmalık olmaz mıydı? diye devam etmiş kendi kendinle konuşmaya.

 

Kırın , labirente geri dönme fikrinden hoşlanmıyormuş.Çünkü kaybolacağından eminmiş ve Peynir ‘i de nerede bulacağını bilmiyormuş.Ama korkunun kendisine neler yaptığını görünce kendi kendisiyle alay etmiş.

 

Mırın ‘a sormuş:”Eşofmanlarımızı ve koşu ayakkabılarımızı nereye koymuştuk?” Bunları bulmak uzun zamanlarını almıştı;çünkü P Peynir İstasyonu ‘nda Peynir  bulduklarında bir daha bunlara ihtiyaçları olmayacağını düşünerek her şeyi kaldırmışlardı.

 

Arkadaşının koşu ayakkabılarını giydiğini gören Mırın, “Labirente dönmüyorsun değil mi?”diye sormuş.”Neden burada benimle kalıp Peynir ‘in gelmesini beklemiyorsun?”

 

“Çünkü Peynir ayağına gelmeyecek,” diye karşılık vermiş Kırın. “Ben de şimdiye kadar bunu görmek istemedim,ama şimdi anlıyorum ki Peynir ‘i asla geri getirmeyecekler.O Peynir düne aitti.Şimdi Yeni Peynir ‘e ihtiyacımız var.”

 

Mırın karşı çıkmış:”Peki ya başka Peynir yoksa? Varsa bile ya sen bulamazsan?”

 

“Bilmiyorum,” demiş Kırın. O da aynı soruları kendine defalarca sormuş ve onu olduğu yerde tutan korkuları yeniden duymaya başladığını fark etmiş.

 

Sonra Yeni Peynir ‘i ve onun getireceği güzellikleri düşünüp yeniden cesaretini toplamış.

 

“Bazen,”demiş,”bir şeyler değişir ve bir daha asla eskisi gibi olmaz.Bu da o zamanlardan biri,Mırın.Hayat bu!Hayat devam ediyor.Biz de devam etmeliyiz.

 

Mırın heyecanlı arkadaşına bakmış ve onu ikna etmeye çalışmış.Ancak Kırın’ın korkusu öfkeye dönüşmüş,hiçbir şey duymak istememiş.

 

Kırın ,çıkmaya hazırlanırken,kendini daha canlı hissetmiş.Artık kendine gülebiliyor,bir şeylere devam edebiliyormuş.”Şimdi doğru labirente!” diye bağırmış. Mırın sessiz kalmayı tercih etmiş.

 

 

Kırın küçük,sivri bir taş almış ve Mırın’ın okuması için duvara bir yazı yazmış.Bu yazının Mırın’ı da yumuşatacağını ve Yeni Peynir i aramaya başlamasını sağlayacağını umuyormuş.Ama Mırın bunu görmek istememiş.Cümle şöyleymiş;

 

                       “DEĞİŞMEZSEN SÖNÜP GİDERSİN.”

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder