4 Eyl 2010

Zihinsel engeller……….



"Seattle'da Dünya Spastikler Olimpiyatı düzenleniyor.100 metre yarışı;çeşitli ülkelerden gelmiş zihinsel engelli,Down sendromlu koşucular………Yarış başladığında koşuculardan birinin ayağı takılıyor,düşüyor ve acıyla bağırmaya başlıyor.Çok ilginç bir şey oluyor;diğer zihinsel engelli koşucular durup geriye dönüyorlar ve düşen atleti kaldırıyorlar.Down sendromlu bir kız,oğlanı öpüyor,"Bu onu iyileştirir." Diyor.Kollarına girip teselli ediyorlar ve hep beraber yürüyerek yarış çizgisini geçiyorlar.Seyirciler gözyaşları içinde alkışlıyorlar.

Size "başarı,başarı" diye öğrettikleri şey,belki de başarı değildir.Hani şu eğitimler var ya,Amerikalıların tüm 3.Dünya ülkelerine sattıkları……"Birilerini modelle,onun yaptıklarını yap,sen de başarırsın."Hayat 100 metre yarışı değil.Eğer öyleyse bir kazanan var dokuz tane kaybeden……Siz de %99,o kaybedenlerden birisiniz.Ben hep arkadaki adamlardan biri oldum.

Acaba birbirini hırsla geçmeye çalışan bizler mi daha insanız,yoksa düşen arkadaşlarını kaldırmaya kalkan o engelliler mi? Sizce hangimi daha zihinsel engelli,onlar mı,biz mi?

Belki de o engelliler bizden daha gerçek bir hayatı yaşıyorlardır. Bizim yaşadığımız çok sahte,tüketime ve birbirini ezmeye dayalı bir hayatsa,amma şaşırırız değil mi? Bize öğrettikleri hayat baştan sona sahtedir.Tüketmezsen tükenirsin.

Durup,dönüp bir bakarız kendimize ve hayatımıza."Bu yaşadığımız dolu,iyi ve kaliteli bir hayat mı?Yoksa bir şeyleri değiştirmeli miyim?"diye sorarız.


Son zamanlarda elimden düşürmediğim sevgili A.Şerif İzgören hocamızın "Avucunuzdaki Kelebek" isimli Elma Yayıneviden çıkan ve gelişime açık her insanın son derece istifade edeceği bu kitaptan yapmış olduğum alıntı da yaşanmış bir hikaye ve sevgili hocamızın bunun üzerine yaptığı tespit ve yorumları da yazma ve paylaşma gereği duydum.

Özellikle yaşadığımız hayatta var olabilmek adına bir başkasını ezmek,üzerinden geçmek yada üzerine basmak diyebileceğimiz devamlı bir en önde yer alma yada varlığını sürdürebilmek için gerekirse yok etmek diye de benim ifade edeceğim 100 metre yarışı gibi gösterilmeye çalışılan bu hayatta sevgili hocamız gibi ben de arkadaki adamlardam olmayı tercih ediyorum.

Batı kültürü ile bizi temelde ayıran çok önemli bir bakış açısı var tarihimizden,atalarımızdan gelen ve islami ahlak ile özdeşleşmiş, insanı insan yapan güzel ahlakı  ile ahlaklanmış olmanın farkıdır bu benim inancımda.Sevgili hocamız da "o arkadaki adamlardan oldum" ifadesi bizim kültürümüzün çok önemli bir erdemidir benim fikrimce.

Hikayede verilen mesaj o kadar net ki,kendi kişisel deneyimlerimden de hareketle bir insanın zihninde meydana getirdiği her inanç o insanın kabusu yada huzuru,mutluluğu haline geliyor.Kendi inandığı gerçeğiyle herkesi görmemiz bizi de daha rahatlatacaktır.Esnekliği taviz olarak,değişimi kötü bir şeymiş gibi algılama biçiminde bir inanç geliştirme kendi doğrularından uzaklaşacağının verdiği korku ,insanı daha da sertleştiriyor zamanla. Esnek olmayan yapılar eninde sonunda bir bütün olarak çöker.Yaşanmış bu  hikayede ve herkesin kazandığı bu yarışın aslında çok sevimsiz bulduğum bir kelime olan ve kullanmak istemediğim …….Engelliler Olimpiyatında gerçekleşmiş olması üzerinde çok düşünmeye değer bir vakıa.

Hayatta yaşanılan her hadise ,durum ,olayın kendisi nötr olmakla birlikte bu olaylara yüklediğimiz anlam hayata bakışımızı belirler.Nasıl bakarsak öyle görürüz.
 
Sözün bittiği yer: Saadet, sahip olmaktan ziyade paylaşmaktır. Hayatını alarak kazanıyorsun, fakat hayat  vererek de yaşanılır.      Norman MacEwan

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder